Hicri : 1 Rebi?'l-Evvel 1439  -  Miladi : 20 Kas?m 2017
Korku Nedir - 6.8.2015
Site Yönetimi
6.8.2015
Okunma Sayısı
1290

Korku bütün canlılarda, hayvanlardave insanlarda göz ve kulak yoluyla alınan hadise, ses,

düşüncenin ruhta husule getirdiğibir refleks olarak târif edilebilir...

 

İlk defa idrak edilince hemenvücudda kimyasal, fizikî değişikliklere sebep olur...

Ani ölümden, şiddetine göre vuku’agelebilir.

Bozukluklar, felç, dil tutulması,kendini kaybetme görülebilir...

Korkunun nüvesinde ölüm endişesigizlidir.

Büyük facialara şâhid olmak da bugibi hâlleri doğurur.

Korku hâli muayyen bir müddetzarfında kaybolursa da bazen ârızası uzvî ve aklî devamlı

bozukluklara sebep olur.

Bir de her hangi bir mesuliyetinvereceği mânevî bir endişenin doğurduğu korku vardır ki

bunun nüvesi: Adâlet, Fazilet,Doğruluk, Namus gibi âli hislerin rencide olacağından duyulan korku vardır kibuna ‘Havf’ ismini veririz.

 

Mânevî bir bağın ve sevginin endişesindenmenşe’ini alır.

Korkuyu ilmî, tıbbî olarak izahetmek için evvelâ korkunun vücudda husule getirdiği

kimyasal, fizikî ve fizyolojikarazları görelim:

 

Korktuğumuz an beyin hipofiz guddesine,bu da putuiter guddesini, o da böbrek üstü adrenal

guddesini etkiler.

Adrenal guddeleri adrenalin denilenbir madde ifraz eder.

Adrenalin adale, kan damarları,deri, ter bezleri ve hazım organlarına tesir eder.

Kan damarlarının bazıları kasılır,bazıları ise daha çok kan almak için gevşer.

Kalbin atışı hızlanır.

Oksijene ihtiyaç arttığı için nefessıklaşır.

Kan hazım organlarında azalır.

Adalelere gider.

Bedenin su muvazenesi bozulur.

Deride ter husule gelir.

Ağız kurur.

Bir anlık korku bütün vücud muvazenesinetesir eder.

Korku.Havf. Haşyet...

 

Acı, Dert, Izdırap, Felâket, Âfet,Kaza, Yaralanma, ölüm karşısında sızlanmak, bağırmak,

ağlamak, en küçüğünden en ileriderecesine kadar olanlar isyan mıdır, korku mudur?

Hasta, yaralı, işkence gören, azdançoğa kadar inler.

Tepinir. Bağırır.

Kimi isyan eder, kimi küfreder, kimibağırır.

Kime karşı bunlar...

Yardım ister. Niçin?

Teselli arar. Niçin?

Çâresizlik içindedir diyelim. Neyinçâresizliğidir bu ?..

Burada cevap insanı inkâra götürür.

Hepsi korkunun maddileşmesi ve acıseklinde görünüşü müdür acaba?

Hayvanlarda bazılarında bağırmatepinme, saldırma, kaçma veyahut sessiz duyulmayan bir acı hâlinde olduğunuifade eden, ancak gözle görülen, kulakla işitilmeyen hareket hâlinde ‘bağırma’

diyelim ismine...

 

Elindeki tel raketle sineğe vurdu.

Sinek çırpınıyor, bu çırpınmabağırmadır amma duymuyoruz.

Böceğe ilâç sıktı, arka üstüçırpınıyor.

Bu da bağırmadır. Onu da duymuyoruz.

Hayvan kesildi, çırpınıyor, bağırmayok...

Bunların hepsi ölümle pençeleşiyor.

Ama ses çıkarmıyorlar.

Bağırıyorlar duymuyoruz.

Gözle görerek duyuyoruz o hâlde.

Bir şeye acımak, gözle görerek,kulakla işiterek, görmeden, işitmeden bu kitapta okuyarak bu

acıyı duyarız...

 

Şimdi :

 

Dert, Izdırap, Acı, Yaralanma karşısındabağırmak isyan mıdır?

Yalvarış mıdır, küfretmek midir,hiddet midir, nedir ve neye karşı bunlar?..

Gözlerimizle ancak gördüğümüzle işitebildiğimiz,bunlara varlığını sessiz sözsüz kelimelerle

vasıta olan Resûl’e gönderene karşımıdır?

Bilmiyoruz.

Biliyoruz amma bilmek istemiyoruz…

Acı, dert, sevinçle;

Ağlamak, gülmek ile;

iyilik, kötülükle karıştı birleşti.

İyi insanlar vardır.

Kötü insanlar da vardır.

Bugün bunlar birbirine karıştı.

Bugün iyi insanların son gittikleriyerlere yalnız gidiyorlar.

Evet mi? Hayır mı?

Ne evet. Nehayır. Cevap veremiyoruz.

İnsan insandı. Hayvan hayvandı.

Bugün ne insan insan, ne hayvanhayvan.

Nedir bilmek istemiyoruz,istemeyeceğiz de.

Niçinlerini arama...

Her şey sonundadır.

Kendini oyalıyor.

Bir şey söyleyeceğim.

Bu inanmak veya inanmamak meselesideğildir.

Ortada bilinen bir hadise vardır.

Ölmeden evvel bir insanı tartın,hemen öldükten sonra tartın.

Ağırlığı fazlalaşır.

Ruhun cesede baskısı ortadan kalkmıştır.

İnsanlar hiddetli hâllerde,adaleleri kasılmış zamanlarda kilo ağırlığı azalır.

Sakin oldukları zaman ağırdırlar.

Uyanık bir insan, uykuda ikenağırlığından daha azdır.

Saçma değil, hakikat bu.

Yukarıdan aşağıya kuvvet sarf edereksür’ati artırarak taş at, kum üzerine:

Kumda yaptığı ize bak.

Bir de aynı yükseklikten kendihâline bırakarak taşı at kumda açtığı iz daha büyüktür.

Bu iŞ karışıktır.

Münakaşa etme!

Gayeden ayrılır insan...

Bir kova suyu insanın başına dök!

Hava sıcaksa...

Bir kova toprağı dök kızar, amma başıyarılmaz.

İnsanın yaratıldığı su ile toprağı karıştır.

Kerpiç olsun başı yarar.

Burada kimyadan fizikten bahsetmedendüşün.

Bir ip ucu bulursun...

Burada ‘düşünmek’ asıl sır, o düşünmedegizlidir.

 

Unutma!.

 

Bu saçma sapan lâflarla maddî vemânevî ilim ile ‘sence güya’, senin cesedinle ruhunun

arasındaki ahengi söylüyoruz.

Bu ahengi anlayanlar son gittikleriyerlere yalnız giderler unutma.

Çünkü emniyetin menba’ından daimaaldıkları hakiki emniyet içindedirler. Zira kendilerine

emniyet verenle, kendi işlerindebirliktedirler.

Her yapacağın veya yaptığın veyayapmaya mecbur olduğun işlerde sevap ve günah arama.

Kendi insaniyet ve ALLAH’ın verdiğikuvvete hakaret etmiş olursun...

Bazen bıçaklanmak, kaçmaktanhayırlıdır. şereflidir.

Ve nihâyetkendi kendine acz ve mağlup olduğunu tasdik ve isbat etmiş olursun.

 

 

Korkma!..

 

Korku, mes’uliyet hissinden doğar.

Dünyada her yaratıkta korkukadrosuna girecek bir tavrı hareket vardır. Tek korkusuz yaratık ‘köpek balığı’dır.

Ölümden korkmaz.

Zira ölümnedir bilmez...

 

Rahmetullahi Aleyh Dr.Münir Derman

BİZİ TAKİP EDİN :
© 2015 Şeytan İtiraf Ediyor | Her Hakkı Saklıdır. | İzinsiz Kullanılamaz.